devinizm

cevabı rüzgarda saklı

“Usulca aynaya git ve yüzüne sonradan eklenen her ifadeye dokun.Gözlerini kırpmadan göz bebeklerine dokun.Onları hisset”

 

Okul dergisine gönderdiğim son yazıya bu cümleleri eklerken, bir şeyleri tamamladığını hissetmiştim.Yazdıklarımı okuyanlardan kaç kişinin aynanın karşısına geçeceği önemli değildi.Ama bunu birkaç saniyelik de olsa akıllarından geçirmeleri, refleks olarak aynanın nerede olduğunu düşünmeleri ve aynanın karşısına geçmeseler de göz bebeklerine dokunmanın nasıl olacağını hissetmeleri benim için yeterliydi.

 

Ankara ortalamasından 8 derece daha soğuk olan kampüste dolaşırken, soğuğun verdiği dinginlikte başka şeyler de düşünürdük. Ege ve Akdeniz’den gelenler iklim değişikliği yüzünden feci şekilde çarpılırken, biz en soğuk gecelerde iklimimiz için kasideler yazdık.

 

Yırtıcılığı fiziksel ve zihinsel açıdan(ve çok başka açılardan) hissediyorduk. Hareket halindeki gemide eylemsizlik için canlı örnek teşkil eden hareketsiz bedenlerin arasından geçerken, göz bebeklerimiz eldiven tarafından dış etkilerden uzak tutulan parmaklarımızdan daha değerli olduğunu iddia ederdi.

 

Neslimize dair övünecek şeyler ararken yaptığımız yürüyüşlerde, bütün bu insanların çağı kaçırdığını, hayatı ıskaladığını fark ederdik. Onları yakından tanıdıkça mutsuzluklarını okuma konusunda ustalaştık. Materyalistlere göre sadece gözlerin, idealistlere göre ise ifade ideasının gizemlerini keşfetmiştik işte.

 

Şehrimizde gemi olmadığını fark etmemiz, denizin de olmadığını fark ettirdi.Kurduğumuz diyaletik mantığa dayanan kusursuz önermemiz egomuzun 2. katmanını hızlı bir şekilde geçti.Denizden öte caddelerde denizi farklı biçimlerde, farklı suretlerde keşfettik.

 

Söz gelimi, metrekareye düşen insan sayısı olarak zirvede yer alan sokaklarda insanlardan akıp giden canlı bir deniz olduğunu hissederdik. Bilincimizde meydana gelen bu reaksiyonel tepki, bir süre sonra elimizle tutabildiğimiz bir gerçek haline gelirdi. Onlara katılarak hareketin bir parçası olur, bazen dalgaya, kimi zaman ise denizin kendisine dönüşürdük.

 

Zihni uyuşturmak için denenen bütün o ritüeller etkisiz görünür, tek gerçek uyuşturucunun zaman, izlemeye değer tek filmin ise hayat olduğunu inanırdık.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır